BİLET AL
ÜYE GİRİŞİ
Şifremi Unuttum

Karatay Mescidi

Kuzey-güney yönünde uzanan dikdörtgen bir oturum alanı üzerine inşa edilmiş olan mescit, kare planlı ve kubbeli kübik bir harim ile kuzey cephesini oluşturan iki bölmeli bir son cemaat mahallinden ibarettir. Son cemaat mahalli cephesinin duvarları belli bir yüksekliğe kadar düzgün kesme taş kaplama olup, saçak silmesine kadar olan bölümü tuğla örgülüdür. Diğer cephelerde kaba yonu ve moloz taş kullanılmıştır; taş örgü üzerine yayılan kabarık derz uygulamaları, onarımların eseridir.

Kuzey cephesinin ortasında, söveleri ve lentosu devşirme mermerlerden dikdörtgen bir kapı açıklığı bulunduğu gibi, kapının doğu ve batı kanatlarında da, sivri kemerli birer açıklık yer almaktadır. Geçmişte, revak olarak tasarlandığı anlaşılan cephenin iki kanadındaki sivri kemer gözlerinin alt bölümleri, onarımlar sırasında düzgün kesme taş küpeşteler ilâve olunmak suretiyle, pencereye dönüştürülmüştür.

Kapıyla dahil olunan son cemaat mahalli, doğu-batı yönünde uzanan dikdörtgen planlı bir mekândır; kuzey-güney aksında uzanan sivri bir kemerle kare planlı iki bölüme taksim edilmiş ve her iki bölüm de çapraz tonozlarla örtülmüştür.

Son cemaat mahallinin güney duvarındaki eşik taşı, söveleri ve lentosu devşirme mermerden dikdörtgen bir kapı açıklığıyla ibâdet mekânına dahil olunmaktadır; kapı lentosu üzerinde, tuğla örgülü ve dikdörtgen bir çerçeve içine alınmış sivri kemerli bir alınlık yer alır.

Kapıyla dahil olunan kare planlı ibâdet mekânı, çift cidarlı tuğla bir kubbe ile örtülüdür; güney duvarındaki dikdörtgen ve sivri kemerli dört pencereyle aydınlatılmıştır. Tuğla örgülü üçgen kuşağıyla oluşturulmuş onaltıgen bir kasnağa oturan kubbenin iç cidarında, tuğlaların balık sırtı deseni oluşturacak şekilde istiflenmiş olmaları dikkati çeker. Kubbenin kilit taşındaki turkuaz ve patlıcan moru renkli kesme çinilerden yapılmış göbeği hayli tahrip olmuştur.

Güney duvarının ortasındaki dikdörtgen planlı ve basık kemerle örtülü mihrap nişi yenidir.

Selçuklu Veziri Celâleddîn Karatay’ın kardeşi Kemâleddîn Rumtaş bin Abdullah adına 1248/49 yılında tanzim olunduğu bilinen Konya’daki Mescit ve Zâviyesi’ne ait vakfiyede, vâkıfın Konya’nın “dış kısmında”ki mescidine de atıfta bulunulmuş olması dolayısıyla, yapının, 13. yüzyılın ilk yarısı içinde inşa edilmiş olduğunu ortaya koymaktadır.

İbrahim Hakkı Konyalı'nın KONYA TARİHİ'inde 'KARATAYİ MESCİDİ'

Hocafakıh’de Hocafakıh Mescidi’nin batısındadır. Mabedin dışı muntazam kesme taşla, tek ve sağır kubbesi kümbetî tuğla ile yapılmıştır. Tuğlaların hususi bir şekilde örülmesiyle kubbenin içinde zarif süsler hasıl olmuştur. Kubbenin kandil yerini siyah ve yeşil çiniler süslüyordu. Son senelerde kubbeye paratoner yerleştirilirken bu çiniler bozulmuştur. Mescidin mihrabındaki kıymetli çiniler daha evvelden sökülerek aşırılmıştı. Mescidin önünde daha alçak iki kubbenin örttüğü bir son cemaat yeri vardır. Bu kubbeler bakımsızlıktan 25 yıl önce çökmüştür.

Mermer söveli bir kapıdan son cemaat yerine girilirdi. Mabetten son cemaat yerine iki, kıble tarafına altlı üstlü dört, sağ ve soluna da yukarıdan bir pencere açılmaktadır. Mabet asil hüviyetini kaybetmeden bize kadar gelebilen çok kıymetli bir Selçuk tipidir.  Akyokuş’dan Keçili’den inen seller, mâbedi 1,5 - 2 metre kadar kum altına gömmüştür.  Yerli ve yabancı tarih âlimleri ve mimarî mütehassısları, bu binanın tesis gayesi gibi kime ve hangi devre ait olduğunu tespit edememişlerdir. Ankara Kuyud-i Kadime Arşivi’nde bulunulan h.992 tarihli bir icmal defteri tarihin bu kör düğümünü çözmüştür. Karaman Vilayeti Defterdarı Mustafa Bey tarafından Konya’daki bütün evkaf tespit edilirken bu mescidin de vakfiyesi görülmüştür. Cumhuriyet İnkılâbı’na kadar Topkapı Sarayı’nda padişahların mührü altında saklanan bu deftere kaydedilmiştir.

Mabedin hiçbir yerinde Kitabesi bulunmadığı ve vakfiyesi de bize kadar gelmediği için yapılış tarihini kesin olarak tespit edemeyeceğiz. Karatayi’nin Konya’daki medresesinin h.649-m.1228 Kayseri’nin Zamantı Nahiyesi’nin Karatâyî Köyü’ndeki kervansarayının h.638-m.1240 Antalya’daki câmi ve misafirhânesinin de h.648-m.1250 yıllarında yapıldığını ve kendisinin de h.652-m.1254 yıllarında öldüğünü bildiğimize göre, Mabedin de h.638- m.1254, h.652 –m.1240 yılları arasında yapılmış olduğu tahmin edilebilir. Mabet’in; büyük ünlü Selçuk Veziri Celâle’d-din Karatâyî tarafından yaptırıldığı öğrenilince tarihî kıymeti şüphesiz artmaktadır.

Fatih’in ve II.Bayezid’in Karaman Vilayeti İlyazıcı Defterleri’nde Konya’daki Karatâyî Medresesi’nin evkafı tespit edilirken Hoca Fakıh’da hanın bitişiğinde içinden ırmak geçen bir tarla bu mescidin bitişiğinde bir bağ ve bu civarda başka bir tarla bulunduğu da gösterilmiştir. Bu mescid yapılırken burada hem Hoca Fakıh Türbesi, hem de han bulunmaktaydı. Yine bu civarda Isfahanlı Sahib’in, Mü’min Halife’nin ve hanın banisi Köle Hasan’ın Oğlu Hacı İbrahim’in bağları da vardı.