BİLET AL
ÜYE GİRİŞİ
Şifremi Unuttum

Şerafeddin Cami

Hükümet konağının güney cephesindedir. Camii ilk defa XII. Yüzyılda Şeyh Şerafettin tarafından yaptırılmış 1336 yılında tamamen yıktırılarak Çavuş oğlu Mehmet Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Camii gövdesi kesme taşlardan büyük bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeyi 10 fil ayağı tutmakta, güneyinde bir yarım kubbe ile desteklenmektedir. Mihrabın bulunduğu kısmı dışarıya taşmaktadır. Güney kısmı hariç diğer yönlerdeki ikinci kat mahfelleri bulunmaktadır. Camii iç yazı ve nakışlarla donatılmıştır. Mermer işlemeli mimber ve mihrabı takdire değer bir sanat eseridir. Sonradan ilave edilmiş tek şerefeli bir de minaresi vardır.

Mabedin etrafı açıldıktan sonra asil durumuna ayrıca bir ahenk ilave edilmiştir. Mabedin son cemaat yerini altı mermer sütun üstünde yükselen yedi kubbeli bir revak örter. Orta kubbesi daha derincedir. Mabetten buraya üç pencere açılır.

Mabedin sağına ve soluna da birer kapısı vardır. Mabet, muntazam kesme taşla ve bazen üç, bazen dört sıra halinde tuğla ile yapılmıştır. Mabedin duvarlarında eski camiin ve minaresinin kıymetli çinileri süs halinde kullanılmıştır. Kadir bilen mimarı; eski ve kıymetli Selçuk çini parçalarının duvarlarda kullanılmasına ve bunlardan büyüklerinin daha iyi göze çarpması için tuğla çerçeveler içine alınmasına müsaade etmiştir.

Kıble kapısından girince methalin üstünde celi bir sülüs ile ve girift bir hat ile şu satırlar yazılıdır: 'h.1299-m.1881 yılında Konya eşrafının ve hayırseverlerinin yardımları ile tamir edilmiştir. Yazının altındaki imza da Konya’nın yetiştirdiği büyük hat üstatlarına Hamdi Zade Mehmed Mahbub İbn Mustafa Rüşdi’nindir. Camiin bütün yazılarını ve süslerini bu kudretli hattat ve ressam yazmış ve nakşetmiştir. Mâbedi; bir yarım kubbe ile dışarıya taşmıştır. Ana kubbeyi dışarıdan mini mini kemerler halinde sekiz küçük ve kıble tarafından ve daha aşağıdan birer tak kapısı gibi ufka açılan iki payende destekler, bunları birer kusur gibi görmek isteyenlere büyük ve dahi sanatkar Mimar Sinan’ın eserlerinden İstanbul’daki Süleymaniye câmii’nin kubbesini gösterebiliriz. Bunlar çok yüksek olan kubbeye tenazur temin etmişlerdir.

Mabedi üç tarafından ikinci kat halinde mahfiller sarar, mahfillerin baş kubbeleri yuvarlak ve diğerleri sekiz yüzlü tonoz halindedir. Buraları dörder fil ayağı ile dörder tek ve ikişer çift sütunlar ve yan duvarlar tutar. Mabedin mihrap kısmını teşkil eden ve büyük kubbenin altında bir kavsi kuzah gibi gerilen büyük kemerin üstünde hattat ve nakkaş Mehmed Mahbub Efendi sanatının bütün inceliklerini göstermiştir. Bir bahar bahçesi gibi zengin bir zemin üzerine iki renkle İhlas ve Kevser Sureleri’ni iç içe yazmıştır. 

Mermer ve istalaktitli mihrabın üstündeki iki pencerenin alçı çerçeveleri çok nefistir. Göbekli ve yerli camları tetkike değer. Mihrabın üstünde zambak şeklinde yontulmuş üç mermer süsü vardır. Mabedin Sille Taşından yapılan sâde şerefeli minaresi solundadır. Mabedin sol kapısının üstünde minare merdiveninden çıkılan üç kat halinde mini mini dolar vardır. Bunlar câmiin daimi müstahdemleri için yapılmıştır.